Türkiye’yi yasa boğan depremin üzerinden bir yıl geçti, yaralar sarılmadı, yaşam normale dönemedi: Hesap veren yok!

14 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyen depremler etki alanı bakımından dünya literatürüne geçti. Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi sonrası sorumlular hesap vermedi. Cumhuriyet deprem bölgelerindeki sorunları yerinde inceledi. Yaşanan sorunları tek tek sıraladı.

10 MADDEDE ACİL EYLEM PLANI

Depremin üstünden bir yıl geçmesine karşın sorunlar azalacağı yerde artıyor. Gazetemize konuşan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Hatay’ın bir an önce özel afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kara, bu statü kapsamında ya da bu statü verilmeden atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

1- Elektrik, doğalgaz, su ve internet fatura borçları ertelenmek yerine silinmeli.

2- Kiracı ve ev sahibi ayrımı yapılmadan hak sahipliği verilmeli ve tüm yurttaşlarımız konteyner kentlere yerleştirilmeli.

3- Kira yardımlarının süresi bir yıl uzatılmalı ve yardımlar ekonomik şartlara göre ayrım yapılmadan uygun bir seviyeye çıkarılmalı.

4- Esen Kart uygulaması ile verilen yardımlar şeffaf olmalı. Yurttaşlar doğru bilgilendirilmeli. Meblağ kendi gösterdikleri banka hesaplarına aktarılmalı.

5- Kredi ve Kefalet Kooperatifleri marifetiyle alınan krediler en az bir yıl ertelenmeli.

6-Mücbir sebepten kaynaklanan vergi borçları 31.12.2023’ten itibaren en az iki yıl ertelenmeli.

7- Deprem illerindeki Kurumlar Vergisi oranının yüzde 15’e, Gelir Vergisi oranının ise derhal yüzde 5’e düşürülmesi gerek.

8-Deprem illerinde mükelleflerin çalıştırdığı 011-012 kodlar ile MUHSGK beyannamesi ile beyan edilerek kuruma ödenmesi gereken SGK işveren primleri Hazine tarafından karşılanmalı.

9- Numarataj ve adres değişikliği sonucunda ortaya çıkan hak sahipliği sorunu giderilmeli.

10-Orta hasarlı eve sahip olan yurttaşların durumu bir an önce açığa kavuşturulmalı. Çalışmalar hızlandırılmalı

ÖĞRETMENLER İMZA TOPLADI

Depremde okulların büyük bir kısmı hasar aldı. Geçen bir yılda hafif hasarlı okurların bile tadilatı yapılmadı. Öğrenciler kısıtlı okul sayısı nedeniyle vardiyalı eğitim görüyor. Öğretmenlerin barınma sorunu çözülebilmiş değil. 1999 depreminde ve dershanelerin kapatılma sürecinde “şartsız atama” yapıldığını belirten öğretmenler Cumhuriyet’e şunları söyledi: “Özellikle dört ilde öğretmenler mağdur oldu. İl il gezip binlerce imza topladık. Hazırladığımız dosyayı cumhurbaşkanı’na göstermeyi başardık, ‘Önüme gelirse imzalarım’ dedi. Dosya ve imzaları Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e teslim ettik. Yaklaşık altı ay oldu. Kimse bize bir yanıt vermedi. Açıklama istiyoruz.”

KAYIPLAR İÇİN ACİLEN KAPSAMLI BİR SORUŞTURMANIN YAPILMASI GEREK

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın “Depremde kayıp çocuk yok. 1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığını tekraren ilan ediyorum” açıklaması ve kayıp yakınlarının taleplerinin yok sayılması tartışması hâlâ sürüyor. Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çelikkol, yaptığı açıklamada 193 cenazenin daha eşleşme yapılamadığı için yakınlarına teslim edilemediğini belirtti. Çelikkol aynı zamanda kayıp yakınlarınıa DNA örneği verme çağrısında bulundu.

RAPORLAR VAR

Öte yandan İskenderun Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek de yaptığı açıklamada “12 vatandaşımızın cenazesine ulaşılamamıştır. Eldeki cenaze DNA örnekleri eşleşmedi. Bu kadar hassas süreç bir yürüttük. Bir de veraset hukuk işleri, hak sahipliği süreci var. Biz takibimizi sürdüreceğiz, işimizi ciddiyetle yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamaları Cumhuriyet’e değerlendiren Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği, kendilerine ulaşan kayıp sayısının 38’i çocuk 145 olduğuna dikkat çekti. Kayıpların artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan dernek kurucu sekreteri Sema Güleç, “Savcının cenaze eşleştirme talebi elbette çok değerli ancak maalesef yeterli değil. Yalnızca cenaze eşleştirmeleri de değil çok daha kapsamlı bir soruşturma gerekiyor. Konuya özel ilgi şart. TBMM’nin bu konu hakkında dile getirdiğimiz taleplerimizi bir an önce dikkate almasını istiyoruz” dedi.

VERİLEN KİRA PAYI YETERLİ DEĞİL

Yurttaşların bir kısmı çadır ya da barakada yaşamına devam ediyor. Uygulamaya göre deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlar, ya konteyner ya da kira payı başvurusunda bulunabiliyor. Kira payı ise kiracılar için 5 bin lira, ev sahipleri için ise 7 bin 500 lira. Cumhuriyet’e konuşan yurttaşlar şunları söyledi: “Bina sayısının az, kira sayısının 15-20 bin liraya ulaştığı yerde verilen kira payı ile kiraya çıkabilmemiz imkânsız. Kira payı ile geçimimizi yapmaya çalışıyoruz. Ancak bu pahalılıkta mümkün olmuyor. Yetkililere çağrımız, kira payı desteğinin, ülkenin ve bölgenin ekonomik gerçekleri ile örtüşmesini sağlamalarıdır. Ya da ya kira payı ya konteyner başvurusu uygulaması kalkmalı.

‘ASIL AMAÇ RANT SAĞLAMAK MI?’

9 Kasım 2023’te 6036 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi kanununda yapılan değişiklik ile Antakya ve Defne’yi kapsayan 207 hektarlık alan rezerv yapı alanı olarak ilan edildi. Bu düzenleme ile hasarsız ya da az hasarlı yapılar da yıkılabilecek. Uygulama ile ilk etapta Antakya ve Defne’de 50 bin yurttaş mülksüzleşme riski ile karşı karşıya.

RAPORLAR VAR

Öte yandan Kahramanmaraş’ta da yurttaşlar, “Uygun olmayan alan ve orta hasarlı bina” uygulaması ile benzer bir mağduriyet riski ile karşı karşıya. Yaklaşık 10 yıl önce hazırlanan ancak işleme konulmayan ve deprem sonrası yeni gibi sunulan “Uygun olmayan alan” uygulaması ile “heyelan riski” ve “fay hattı” gerekçesiyle sekiz mahallede yurttaşlar mülksüzleşme riski ile karşı karşıya. Cumhuriyet’e konuşan “Orta Hasarlı Bina ve Uygun Olmayan Alan Mağdurları Platformu” üyeleri şunları söyledi:

“Binalarımıza bilimsel olmayan yöntemlerle yüzeysel raporlar verildi. Ayrıca uygun olmayan alan denilen bölgede heyelan ve fay hattı riski olmadığını da üniversite raporları ile belgeledik. Tek bir yıkımın olmadığı yeri bu gerekçelerle imara kapatmak istenmesinin orta vadeli rant sağlama amacı taşıdığını düşünüyoruz.

TEMİZ SUYA ERİŞİM AZALDI

Depremlerin en çok etkilediği il Hatay oldu. Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan, İskenderun ve Arsuz ilçeleri adeta yerle bir oldu. Bir yılın sonunda yüz binlerce yurttaş konteynerde, binlerce yurttaş çadırda veya barakada yaşıyor. Yaşam alanlarının hem elektrik tesisatları hem de yalıtımları kötü. Konteyner kentlerden güvenlik personeli çekildiği için yurttaşlar tedirgin. Geçici konutların ne kadar süre geçici olacağı belirsiz. Planlanan konut sayısı beklentiyi karşılamaktan uzak. Kara, hava ve deniz ulaşımı yok denecek kadar az, kent içerisi yolların tamamına yakını bakıma muhtaç. Ekonomik döngü tam anlamıyla başlayabilmiş değil. Temiz suya ulaşım yok denecek kadar az. Yoğun elektrik kesintileri nedeniyle sağlık ve ısınma sorunları yaşanıyor. Okullar kullanılamaz halde. Tadilat yok denilecek kadar az. Özellikle Antakya ve Defne’de sağlam bina sayısı ise yok denecek kadar az.

YIKILDI, YENİDEN İMARA AÇILDI

Depremlerin merkezi olan Kahramanmaraş’ta ağır yıkımın etkileri sürüyor. Dulkadiroğlu, Elbistan, Pazarcık, Onikişubat sarsıntıdan en çok etkilenen ilçelerden oldu. Bir yıl sonra hâlâ yüz binden fazla insan konteynerlerde kalıyor. “Uygun olmayan alan” uygulaması nedeniyle binlerce yurttaş mağdur evini kaybetme riski ile karşı karşıya kaldı. Kira fiyatları yeni bir eve çıkma şansını yok etti. Yıkım yaşanan bölgelerin yeniden imara açılması sonrası yurttaşlar yetkillere sordu: “Bir daha mı ölelim?”

ULAŞIM KISITLI

Malatya’da Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi sarsıntıdan en çok etkilenen ilçeler oldu. Özellikle ikinci deprem sonrası ağır hasarlı bina sayısı ilde yüksek. Kent içi ulaşım bölge bölge kısıtlı. Geçici yaşam alanlarında kalınacak süre belirsiz. Yurttaşlar konteynerlerde yaşam savaşı veriyor.

100 BİN KİŞİ KONTEYNERDE YAŞIYOR

Depremin etkisiyle yüzlerce ev, cami, okul ve işyeri yıkıldı. Adıyaman Merkez, Gölbaşı, Besni ve Tut ilçeleri depremden en çok etkilenen ilçeler arasında yer aldı. Bu ilçelerde sağlam bina sayısı çok az, kira fiyatları da çok yüksek. Başta Gölbaşı olmak üzere altyapı sistemi büyük oranda çöktü. Merkezde yollar kötü durumda. Ulaşımda aksaklıklar yaşanıyor. Bölgede en az 100 bin kişi konteynerde yaşıyor. Elektrik kesintileri yaşanıyor, temiz suya ulaşım kısıtlı. Geçici yaşam alanlarında kalınacak süre ise belirsiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x